-
« Giriş
Sayfalar
-
Kategoriler
-
Arşivler
Kategori Arşivleri: Politics
Gece yavaş yavaş geliyor. İniyor. Çukur yerlere dolmağa başladı bile. Oraları doldurup ovaya yayılmağa başlar başlamaz, her yer boza dönüşecek. Işıklar yanmayacak bir süre. Ne çukurda ne düzde. Tepelerin aydınlığı, bir süre, yeter gibi görünecek herkese. Sonra tepeler de karanlıkta kalacak.
Dil bu karanlığın içinde yaşayabilirmiş gibi görünen tek şey olacak. Hiçbir ağırlığın, hiçbir gerçekliğin kalmadığı bu yerde. Karanlığın gerçekliğe benzer tek yanı, konuşulabilmesi olacak. İki kişi arasında. İki duvar arasında.
Bilge Karasu – Gece
Siyasi iktidarın maşasına dönüşmüş paranoyak savcılar. Uydurma, yalan, sahte deliller üretmekte uzmanlaşan polisler. Yasadışı dinlemeler, izlemeler, gizli video çekimleri… ‘Sızan şok belgeler’ arasında kaynatılmaya çalışılan gerçekler. Atılan çamurların izleri altında yitirilen, harcanan itibarlar. Sabaha karşı ‘şok operasyonlar’la evlerinden, sevdiklerinden koparılıp ortadan kaldırılan, hücrelere kapatılıp kayıp edilen suçları meçhul tutsaklar. İltifattan başka hiç bir şeye tahammülü olmayan bir gerici iktidar. Doğruyu söyleyenleri dokuz köyde linç etmeye hazır bir toplum. Ve kötü haberler bir ‘kristal gece’de, sabaha karşı kapılarına bu sistemin av köpekleri suretinde dayanıncaya kadar sımsıkı kapalı gözlerle uyumaya kararlı ‘aydınlar’.
İyi geceler ve iyi şanslar Türkiye: Örnek ülke…
Bir devr-i şeamet, yine çiğnendi yeminler;
Çiğnendi, yazık, milletin ümmid-i bülendi!
…Kanun diye topraklara sürtündü cebinler;
Kanun diye, kanun diye kanun tepelendi…
Eyvah! Otuz üç yıl o zehir giryeleriyle,
Hüsranları, buhranları, ehvali, melali,
Amal-ü devahisi ve sulh-ü seferiyle
Bir sel gibi akmış, mütevekkil, mütehali…
Yazsın bunu tarih-i iber hatt-ı zeriyle!
Ey bir dem-i rüya gibi geçmiş kara günler,
Bir lahza edin seyr-i cahiminizi tekrar;
Dönsün bize o derin nazra-i muğber…
Heyhat! Otuz üç yıl, otuz üç yıl bütün ekdar
Heyhat! Ne bir ders, ne bir fikr-i mukarrer
Silmez fakat elvahını tarih-i muanit;
Doksan beşi aç! Gölgesi bir tac-ı harisin
Saklar mütelaşi, mütereddit, mütemerrit
Evca-ı şebengizini bir yevm-i habisin.
Hala o vesavis, o desayis, o mefasit.
Hala o şebin zeyl-i temadisi bu ezlam;
Hala o cehalet, o tecahül ve o techil;
Hala vatan hissesi bir tude-i alam;
Hala düşünen başlara hep latme-i tenkil,
Hala sırıtan dişlere hep lokma-i inam!
Hala tarafiyyet, hasabiyyet, nesebiyyet;
Hala: ‘Bu senindir, bu benim!’ kısmeti cari;
Hala gazap altında hakikatle hamiyyet…
Hep dünkü terennüm, sayıdan, saygıdan ari;
Son nağmesi yalnız: Yaşasın sevgili millet!
Millet yaşamaz, hakka tahassürle solurken
Sussun diye vicdanına yumruklar inerse;
Millet yaşamaz, meclisi müstahkar olurken
İğfal ile, tehdit ile titrer ve sinerse;
Millet yaşamaz maşer-i millet boğulurken!
Kanun diyoruz; nerde o mescud-i muhayyel?
Düşman diyoruz nerde bu? Hariçte mi, biz mi?
Hürriyetimiz var, diyoruz, şanlı, mübeccel;
Düşman bize kanun mu? Ya hürriyetimiz mi?
Bir hamlede biz bunları, kahrettik en evvel.
Bir hamle-i mahnum-i tagallüple değiştik
Hürriyeti şahsiyyete, kanunu gurura;
Heyhat! Otuz üç yıl geri düştük ve mühlik
Yoldan şu nedametli ve gafletli mürura
Bişüphe o humma-yi cünun oldu muharrik,
Ey millete bir sille olan darbe-i münker,
Ey hürmeti kanunu tepen sadme-i bidad,
Milliyeti, kanunu mukaddes tanıyan her
Vicdan seni lanetle, mezelletle eder yad…
Düşsün sana meyyal-i tahakküm eğilen ser!
Kopsun seni –bir hak diye- alkışlıyan eller!
Tevfik Fikret
1912


![[women]](http://psykonaut.files.wordpress.com/2011/07/img_3961.jpg?w=510&h=659)






